İki Basit Kriter

Zaman zaman arkadaşlar arası muhabbetlerimizde konu romantik ilişkilerden açılıyor. Bir garip müzmin bekar olan bana neden sevgilim olmadığını, kriterlerimin ne olduğunu soruyorlar. Yalnızca iki basit kriterim olduğunu söylüyorum.

  1. Yabancı dil bilsin
  2. Vergi mükellefi olsun

Bunlar öyle rastgele söylenmiş şeyler değil. Aslında arkasında bir fikir yatıyor ancak bazı dangalaklar bu kriterlerle dalga geçiyor.

Bu mevzuya bir açıklık getirmek istiyorum. Öncelikle dil mevzusundan başlayalım. Bu dil mevzusu benim için neden bu kadar önemli?

Etrafımda kendi dilini bile doğru düzgün konuşamayan, yazamayan, okuyamayan ve en önemlisi de anlayamayan insanlar var. İlk başlarda bu insanların geri zekâlı olduğunu kabullenmiştim ve hayatıma böyle devam ediyordum ancak zaman içerisinde bu insanların sayısının gereğinden fazla olduğunu fark ettim. Belki de bu durum aslında normaldi?

Bilemiyorum Altan, bu durum normal mi değil mi bir fikrim yok ancak şunu gördüm ki yabancı dil bilen insanlar ile bu az önce bahsi geçen insanlar arasında gerçekten büyük farklar var.

Her şeyden önce yabancı dil bilen insanlar dünyaya daha farklı bir gözle bakıyorlar. Hani derler ya, bir lisan bir insan diye. İşte bu o kadar doğru ki. Gerçekten de yeni bir dil öğrendiğinizde ayrı bir karakteriniz daha oluyor. Dünyaya daha geniş bir pencereden bakıp çok daha fazla şey görebiliyorsunuz. İlişki konusuna geri dönersek eğer, dünyaya at gözlüğüyle bakan birisiyle olmaktansa daha fazla şey gören bir insanla birlikte olmayı tercih ederim.

Ayrıca bunun yanı sıra dil bilen insanların daha iyi empati yapabileceğine inanıyorum. Dil öğrenmek bir paket halinde gelir. Bir ülkenin kültürünü öğrenmeden onların dilini öğrenemezsiniz. Dil bilen insan ister istemez farklı bir kültüre de aşinadır. Bu aşinalık, insanın kendisinden farklı insanları anlamasına yardımcı olur. Soruyorum size Romalılar, sevdiceğinizin anlayışlı bir insan olmasını istemez misiniz?

Ayrıca bunların haricinde şunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, dil bilen insan bir şekilde kendisini geliştirmiş veyahut geliştirmeye çalışan ve çok çok büyük ihtimalle de diğer insanlara nazaran entelektüel birikimi daha fazla olan bir insandır.

Yukarıdaki birkaç paragraftan da anlayabileceğiniz üzere ben biraz sapyoseksüel bir insanım (Saplardan hoşlanıyorum ehehehuehuhe). Eğer bir ilişkim olacaksa bu ilişkinin gerçekten entelektüel anlamda dolu dolu olmasını isterim. Konuşacak ya da yapacak bir şeyimiz kalmadığında “Ya biliyor musun, aslında Rus salatası bir Fransız aşçı tarafından Rusya’da yapılmış ilk olarak. Aslında Rus salatası değil, Fransız salatası” cümlesini duymak isterim. Hayatım boyunca hiçbir şekilde işime yaramayacak saçma sapan bir bilgi olsa bile hayatıma giren yeni bir şey, nöronlarımın kurduğu yeni bir bağlantı beni çok mutlu ediyor.

Dil mevzusu böyle. Bir de şimdi vergi mükellefiyeti olayını inceleyelim.

Aslında bu vergi mükellefi olma olayını biraz şakayla karışık olarak düşünebilirsiniz. Eğer bir insan vergi mükellefiyse, muhtemelen çalışıyor ve kendi parasını kendi kazanıyordur. Para kazanmanın zorluğunu bilen insan hem para harcama konusunda biraz daha tutumlu olur hem de gereksiz, uçuk kaçık saçma sapan şeylerin peşinde koşup elde edemeyince ağlamaz.

Bu konuyu biraz örneklendirmezsem çok anlaşılmayacak. Misal, çalıştınız çabaladınız ve dişinizden tırnağınızdan arttırarak 50-60 bin lira civarında bir para biriktirdiniz. Kader de bu ya, evlenmeye karar verdiğiniz kişi paranın kıymetini hiç bilmeyen birisi çıktı. Size dedi ki ay düğünümüz şöyle şatafatlı olsun, böyle süslü olsun… Neden? Çünkü Instagram’da paylaşılıp insanlar çatlatılmalı, akrabalar çağırılıp onlara hava atılmalı.

Bütün bunları yaptın, eşin çok mutlu oldu. Her şey çok güzel. E peki senin bu kadar zaman çalışıp çabalayıp, onca emek verip biriktirdiğin o kadar para ne oldu?

Hemen söyleyeyim. Hayatın boyunca sana hiçbir faydası dokunmamış, sadece bir şekilde aranızda kan bağı olduğu için senin düğününe gelen insanlara yemek yedirmek için harcandı.

Ne gerek vardı peki buna? Gerçekten bu düğün denen şey bu kadar önemli miydi?

Neyse, düğünleri başka bir yazıda gömeceğim. Şu anda amacım vergi mükellefi olmanın nasıl bir fark ortaya koyduğunu göstermek.

Kendi parasını kendi kazanan bir insanla evleneceğinizi düşünün. O da çalışmış, çabalamış, birikim yapmış. Anne-baba parası yememiş yıllardır. Yeri geldiğinde ailenin zor zamanlarında destek olmuş. Sizce bu insan böyle saçma sapan bir şey için bütün birikimini harcamayı göze alabilir mi? Ben alacağını hiç sanmıyorum.

O da eğlenmek ister, o da düğün yapmak isteyebilir. Ancak o, bunu çok daha mantıklı ve akla uygun şekilde yapar. Düğününe 500 kişi çağırmak yerine 100 kişi çağırır. Bir salona sadece bir geceliğine 15-20 bin lira vermek yerine daha uygun bir mekan bulur. Her şeyi çok daha makul, akla yatkın bir şekilde yapar. Çünkü paranın kıymetini bilir. Ne kadar zor kazanıldığını, ne kadar kolay gittiğini biliyordur.

Bu bahsettiğim şey her ne kadar tek seferlik bir durum gibi görünse de aslında hayat boyu sizi takip eder. Tatile gideceğiniz zaman eşiniz size neden 5 yıldızlı otelde değil de 4 yıldızlı otelde kalacağız diye sorar. Neden bir başkasında bir şeyin daha iyisi varken onda olmadığını sorar. Bu sorular can sıkıcı sorulardır.

Vergi mükellefi insan paranın kıymetini bilir. Neye gücünün yetip neye yetmeyeceğini, borçsuz olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu, parayı nasıl akıllıca harcayacağını bilir. Elindekiyle mutlu olabilir. Çünkü onun için bir amaca ulaşmaktan çok o amaca ulaşırken harcanan çaba daha değerli ve güzeldir.

Başka bir mevzu da eşinizin sizin işinize saygı duymasıyla alakalı. Para kazanmayan ya da çalışmayan bir insan genel olarak işinize pek de saygı duymaz. Hele benim gibi evden çalışan birisiyseniz bu durum daha da kötü bir hâl alabilir. Burada bahsettiğim saygıyı birazcık açayım.

Ben eve ekmek getirebilmek için çalışıp çabalarken ablam mesaj atıp “Annemin bana yaptığı sandviçleri evde unuttum. Arabaya atlayıp sandviçleri bana getirsene.” diyebilir. Veyahut da anneniz sizden bir şey isteyip sonrasında “Sen evdesin, müsaitsindir diye düşündüm.” diyebilir, evde çalışıyor olmanıza rağmen.

İşlerinizin çok yoğun ve stresli olduğunu düşünün. Tam bu noktada sevgiliniz sizi arayıp diyor ki hadi buluşalım. İşinizin çok olduğunu söylüyorsunuz ve size boş ver işi, yarın yaparsın diyor ve trip atıyor. Zaten yüksek olan stres seviyeniz daha da artıyor ve sonrasında kanser olup ölüyorsunuz. Sadece vergi mükellefi olmayan bir sevgiliniz olduğu için. Vergi mükellefi sevgili önemlidir arkadaşlar.

Not: Bu olayı kendi gözümden anlatıyorum. Dolayısıyla yukarıda verdiğim örnekler, bir kadının erkekten isteyebileceği şeyler üzerine kurulu genel olarak. Aynı durumlar tam tersi bir ilişkide de yaşanabilir ki bunun bir örneğini bana çok yakın olan birisinde görüyorum. Kendisi hiç çalışmayıp sürekli eşinin parasını yiyen, saçma sapan, gücünün yetmeyeceği şeyler isteyip eşi kendisine kıyamadığı için bunlara sahip olan erkekler de olabilir. Burada olay cinsiyet meselesi değil, vergi mükellefiyeti. Yazdığım örneklere takılacaksanız hemen şu anda burayı terk edebilirsiniz.

Evet arkadaşlar, mevzu kısaca böyle. Her ne kadar bu iki madde biraz şakayla karışık olsa da temelde altında yatan fikir şu: İlişki yaşayacağım kişi paranın kıymetini bilsin, benim işime saygı duysun. Bir de biraz kültürlü olsun. Konuşacak şeylerimiz bitmesin.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, fikirlerinizi yorum olarak yazın demek isterdim ama ne düşündüğünüz umurumda değil. O yüzden yazmayın. Yazsanız da okumam zaten. Siz benim fikirlerimi neden okudunuz onu da bilmiyorum. Bi’ değişiksiniz.

Herkese iyi günler dilerim.

Leave a Comment